|
BİR ISLIKTA SEN ÇAL…
“Parti içindeki korku imparatorluğunu yıktık. Şimdide Türkiye’deki korku imparatorluğunu yıkacağız.” demişti Genel Başkan Kılıçdaroğlu .
Anlaşılan o ki parti içinde korku imparatorluğu yıkılamamış. Gürsel Tekin ve arkadaşlarının 12 Hazirancılar diye adlandırdıkları, olası bir tekrar muhalefette kalma sonucu, parti içi iç savaşın başlamasından, son derece endişeli ve bir o kadar da hazırlık içersindeler. Buna bağlı olarak, illerin milletvekili adaylarını bile kendi ekibinden olacak kişilerden belirleme çabası içindeler. Fakat unutulmamalıdır ki Deniz Bey ve ekibini seçen aynı delege büyük bir çoğunlukla Kemal Bey’i ve arkadaşlarını seçmiştir. Bu sebeple diyorum ki; ne Gürsel Tekin ve arkadaşlarının nede parti içinde muhalif görünenlerin 12 Haziran hesabı değil, 13 Haziranda iktidar hesabı yapması gerektiğine inanmaktayım ve bu bağlamda vekil adaylarını belirlerken iktidarda hizmet edecek, örgüte destek olup örgütten kopmayan adayları belirlenmelidirler. Bunu ister önseçimle, ister genel merkez atamasıyla nasıl belirlerseniz belirleyin, mutlaka tatmin olmayan birileri zaten olacaktır.
Chp bu seçimde stratejisini iyi belirlemeli. Mesela kamuoyu önüne çıktığında öncelikli sorunlardan bahsetmeli; işsizlik gibi, geçim sıkıntısı gibi… Birinci hedef bu olmalı çünkü aç bir toplumun ne laiklik umurunda olur ne özgürlük nede insan hakları, kanunlar, maddeler, Anayasalar hiç birini umursamaz, sokaktaki insan…
Chp’nin işte tam burada toplumu dönüştürme adına bu ince çizgiyi koruması gerekir. Fakirlik, yoksulluk ve isizlik sorun olmaktan çıkınca, insanoğlu zaten farklı arayışlara yönlenecektir. İşte o zaman hak, hukuk, laiklik deriz tabi işsizlik ve yoksulluğun temelinde adaletsizlik vardır. Fakat dediğim gibi halk önce karnı tokmu ona bakar…
Ve iktidar baskısı… Baskının sadece polisle, askerle olmadığını ticarette, siyasette, basında ve yaşam biçiminde bu iktidar uygulamaları ile bizlere göstermiştir. 13 Haziran’ daki Chp iktidarında Türkiye’nin mevcut sorunlarına çözüm aranacağı gibi, iktidarın şuanda millet üzerindeki korku imparatorluğundan hepimiz kurtulacağız. Bir zamanlar Almanya’ sında bu baskıları bakın nasıl anlatmış rahip Martin Nemoer;
Almanya’da önce komünistleri yok etmek için geldiler.
Ses çıkarmadım çünkü komünist değildim.
Sonra Yahudileri yok etmeye geldiler.
Ve yine ses çıkarmadım.
Çünkü Yahudi değildim.
Ardından sendikacıları yok etmeye geldiler.
Ve ses çıkarmadım, çünkü sendikacı değildim.
Sonra Katolikleri yok etmeye geldiler.
Ve yine ses çıkarmadım.
Çünkü ben bir Protestan’dım.
Sonra beni yok etmeye geldiler.
Ve o an geldiğinde…
geriye sesimi duyacak kimse kalmamıştı…
Şimdi sizlere sesleniyorum; geriye sesimizi duyacak kimse kalmadan önce bir ıslıkta sen çal.
Zeki ÇAKRAK
|