|
İŞTE KAFA, İŞTE TUĞLA!
Mübarek ay, Ramazana iki gün var.
Temmuz Yirmidokuz
Saat on yediyi geçiyor.
Usumdan, kendime:
Sen temiz ol ki, evin barkın temiz olsun.
Evin barkın temiz olsun ki; sokağın temiz olsun.
Sokağın temiz olsun ki; mahallen temiz olsun.
Mahallen temiz olursa; çevren temiz olur.
Çevren temiz olursa; Ülken temiz olur.
Ülken temiz olursa; sen onları değil, onlar seni örnek alır.
Unutma, unutturma.
Temizlik imandandır. diye, diye bizim apartmanın bahçesinde
temizlik yapıyorum. Bir kısmı üsteki toprak yığınının baskısı
ile uçmuş duvar dibindeyim. Temizliğe o kadar dalmışım ki…
***
On üç buçukluk tuğlayı kısa mesafeden de olsa kafama yediğimde,
boynum hızla sağ omuzuma düşerken, gözlerimden de yıldızlar
uçuşuyordu.
Bir müddet olduğum yerde kalakalmış, neye uğradığımı şaşırmıştım.
Yere eğilip, ayaklarımın dibine pat diye düşen tuğlayı elime aldım…
Şaşkın şaşkın tuğlaya bakıyorum, duvardan kopmuş, birde sivri
bir parçası var.
Sol kulağımın arkasında bir sızı hissetmesem, tuğlayı bırakacağım
yok, hayran hayran seyrediyorum sanki.
Tuğlayı yere atarken, sol elimle kafamı yokluyorum. Biraz şiş ama
kanama yok.
Ya iç kanama varsa?
***
Çağırdığım taksi şoförüne anlatıyorum.
“Başıma tuğla düştü, hastaneye acile gidelim.”
Şoför, bir taraftan gözleri ile beni süzerken;
“Tamam abi.” diyor.
***
Acil.
Ne demek acil?
TDK, acil için:
Hemen yapılması gereken, ivedi, karşılığı koymuş.
Yani, acele yapılması gereken şey.
İşin içinde hastane acili olunca, hayati bir durum ortaya çıkmış
olmuyor mu?
***
Benim kafam kazan gibi ama, bizim şoför çok rahat, hastane
yolunu uzatıyor.
Trafik sıkışıklığından kaçmak için olabilir diye düşündüğünüzde,
bakıyorsunuz, yolcu otobüsünün peşine kırmış direksiyonu.
“Başıma tuğla düştü kardeşim, acile gidiyoruz.” diyorsunuz.
El cevap:
“Tamam abi.” oluyor, ama otobüs rahat, o da!
Galiba ben, anlatma özürlüyüm!
Ne yapacaksın o zaman?
Direksiyonda, sende değil ki!
***
Nihayet acildeyim.
Kayıtta anlatıyorum derdimi.
“Başıma on üç buçukluk tuğla düştü.”
“Galiba beyin cerrahı yok, masada oturan hemşireye sor, ne
diyecek.”
Masaya yürüyorum.
“Hemşire hanım başıma tuğla düştü.”
“Beyin cerrahımız yok, içerde doktor hanıma bir sor, bakalım
ne diyecek.”
Bu sefer nöbetçi doktora yöneliyorum.
Kapı açık içerde birkaç hasta var, biri ile konuşuyor.
İçeri giriyorum.
“Doktor hanım affedersin kafama tuğla düştü.”
Herkesin kafası bana dönüyor, bir ses duyuyorum.
“Maalesef beyin cerrahı yok. Şu hastaneye gidin.”
Başımdan aşağı buz gibi bir su döküyorlar…
Oh be…
Soğuk su iyi geldi.
Ama midem bulanıyor.
Yok yok, var bende bu gün bir şey!
Çıkıyorum.
Acile mi gelmiştim ben?
Kapıdaki güvenlik görevlisine yöneliyorum.
“Bana bir taksi çağırabilir misin?”
***
Taksideyim.
Şoföre durumu anlatıyorum.
Şoför yolda, bir eli kornada, kırmızı ışık dinlemiyor.
Öbür acilde, müracaattayım.
Kuyruk var.
Ne yapsam?
Şu kırmızı çizgi, nereye gidiyor acaba?
***
Netice:
Boyun röntgeni, baştan tomografi, dört saat gözlem odası…
Çok şükür bir verdiğimiz karşı gelmiş. Hayattayım.
Biraz ezik çizik olsa da…
İşte kafa, işte düşen tuğla bizim bahçede.
Nato kafa, Nato mermer de diyebilirsiniz.
***
Nato dedimde aklıma ne geldi biliyormusunuz?

Bu harita.
Nato karargahında yayınlanmıştı galiba.
Birde ABD. de
Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan:
Gençlerine ne talimat verdi geçenlerde.
“Biz Karabağ’ı aldık, sizde Ağrıyı alın!”
Düşünme yeteneğimizi kaybetmeden bir düşünelim.
Şu haritaya da bakarak.
Yeni anayasa ile doğuyu federasyon yaptık, gün geldi
Ermenistan’la bir ihtilaf çıktı, doğuda federasyon bize
resti çekti. Nato kimden yana olur?
Boynumuzu kendi elimizle sıktırmıyormuyuz?
Ne demek istiyorsun sen?
Boş ver ya!
Biz Suriye’deki olaylara bakalım.
Biliyor musunuz bir vatandaş bana ne dedi?
“Esat ve rejimi Alevi imiş, Sunni vatandaşlara eziyet
ediyormuş.."
Hay Allah, ne diyorsun?
***
Unutmadan; şu anda aklıma gelen C. Şahabettin’ den iki güzel
sözle bir müddet sizlere veda etmek isterim.
Doğruyu söylemek değil, anlatmak güçtür!
Avam; yalanla avutanı, hakikat ile korkutana tercih eder!
***
Bu arada, bazı kişileri tanımazsam…
Bazı sözleri anlamazsam şimdiden özür diliyorum.
Aspirin içmezsem beynimdeki hasar gören bazı noktalar
unutkanlık yapabilirmiş.
Sevgi/Saygı bizden
Ahmet Salih DEMİRÖZ 14 Ağustos 2011 |